Gerçi ben ızdırabı çok bilmem. Herkes kendi çapında ızdırap duyar. Benimkine ızdırap denir mi, denmez mi; isterseniz bazı kesitler arz edeyim, siz karar verin. Bir arkadaşımızın bana naklettiği bir hususu arz edeyim önce. Ben unutmuşum, o hatırlattı. Arkadaşımız şöyle diyordu: Saddam, peşmergeleri kimyasal silahlarla kırıp geçirdiğinde, –malum onlar bize sığınmışlardı– vak’ayı televizyondan seyrederken, onların çoluk-çocuk, kadın-erkek, yaşlı-genç Türkiye’nin kabul edip etmeyeceği kararını bekleyişleri, yüreğimi parça parça etmiş olacak ki, arkadaşımızın beyanıyla “Sandalyede oturuyordunuz; ayağa kalkmak istediğinizde kalkamadınız.. ve yığılıp yerinizde kaldınız...”...
Devam et..Web sitemizi telefonunuza Mobil Uygulama olarak indirebilirsiniz.
Daha fazla bilgi içintıklayınız.Bütün kitaplarda farklı arama metodları ile arama imkanı.
Daha fazla bilgi içintıklayınız.Her gün okuma süresi 5 dakikadan az yeni bir bölüm paylaşımı.